” Bir esintinin sarhoşluğu
ve sahipsiz başıboşluğu
savuruyor ağaçları köklerinden sökerek
kırk yıllık çınarları
evleri yıkıp götürüyor
dağ çiçekleri ürperiyor onu görünce
benim gözlerime kum doluyor
yağmur doluyor
o esip gürleyince… “
Sen,
imrenilen…
Sen,
beklenen
ve korkulan
tedirgince !
Sevilen,
hissedilen…
Göçlerin ve mevsimlerin babası
gezgin
evsiz yavuklusu
rüzgar gülünün
Her dem yeni
her dem taze
Değişen
değiştiren
gelişen
ilerleten
taşıyan ve sürükleyen
yıkıp yeniden kuran !
Sonbaharda yapraklar düşerken yere
denizler dalgalanırken köpük köpük
sen vardın
göçmen kuşun kanatlarında
ve o yarin saçlarında
sen…
İlkbahar gelir de
yapraklar sallanır ya ağaçlarda
biliyorum
orada sen varsın
dağılırken bulutlar yumak yumak
ve çiçek tozları uçuşurken
sen…
Yazın bizi yakarken güneş
aradığımız sendin hasretle…
Mavilere süzülürken uçurtma
sen vardın
çocukların umutlarında…
Ama mevsim kış olduğunda
zalim bir derebeyi,
ya da bir hayalet gibi
uğuldayarak geçersin…
…ölüm gibi kolgezen…
…ve hastalanırım
ve öksürük öksürük içimdesin
kulaklarımda uğultun
penceremde yağmur çiselerken
yalpa yalpa vuran
kar yağarken
tipi tipi kudurtansın
Ya bunca şeyden sonra
nasıl oluyor da pişmansın?
evlerin bacalarında
buram buram
duman duman
efkar dağıtan
sen…
Neden peki
neden ?
Kimin için bu yolculuklar
nereye ?
Ellerinde taşıyorsun iyiyi de kötüyü de…
Oysa
ne es geç isterim
ne de savur at beni
Ne çocukça bir üfleme ol
ne de zaptedilemez bir deli
Ama bilirim dinlemiyorsun
dinlemeyeceksin beni
biliyorum
doğan gereği
ve de öyle olacak;
Nereden nasıl
ne zaman eseceğin belirsiz
serseri iklimlerin çocuğu
evet sensin o
Ey Hayat !
adına rüzgar dediğim
sen…
Hani hayat için denir ya “Rüzgar gibi geçti” diye. Aslında bir bakıma doğrudur. Hayat nereden, ne zaman, ne şiddette eseceği bilinmeyen rüzgar gibidir bazen, alır bizi savurur ötelere. Bazen de öylece hiçbir şey olmamış gibi esip geçer.
Çoğu insan sorgulamaz hayat amacını. Rüzgarının nereye ve neden yolculuk yaptığını düşünmeden yaşayıp gider. Değişimin sebebidir rüzgar. Sizi nereye sürüklediği önemlidir.
Rüzgar, Piriyonel Edebiyat dergisinin Ekim ayında çıkan ilk sayısında yayımlandı.

